Eğitim İş İstanbul1 Nolu Şube

Yaşar Kemal’i ölümünün 4. yıl dönümünde saygıyla anıyoruz.

Sendika Haberleri

Yaşar Kemal’i ölümünün 4. yıl dönümünde saygıyla anıyoruz.

28 Şubat 2019

Yaşar Kemal, Kürt asıllı Türk romancı, senaryo ve öykü yazarı. Türk edebiyatının en önde gelen yazarlarından biridir.

Yaşar Kemal

Asıl adı Kemal Sadık Göğceli olan Yaşar Kemal, 1923 yılında Adana’nın Osmaniye İlçesi’ne bağlı Hemite Köyü’nde dünyaya geldi. Annesi Nigâr Hanım ile çiftçi Sadık Efendi’nin oğludur.

İlk öykü kitabı Sarı Sıcak’ta da yer alan Bebek öyküsü ile ilk romanı İnce Memed, Cumhuriyet’te tefrika edildi. İnce Memed, yaklaşık kırk dile çevrilerek yayımlandı ve kitaplarının yurtdışındaki baskısı yüz kırktan fazladır

Yaşar Kemal pek çok yapıtında Anadolu’nun efsane ve masallarından yararlanmıştır. PEN Yazarlar Derneği üyesidir. Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilen ilk Türk yazardır

Yaşar Kemal, Nigâr Hanım ile çiftçi Sadık Efendi’nin oğlu olarak aslen Van-Erciş yolu üzerinde ve Van Gölü’ne yakın Muradiye ilçesine bağlı Ernis (bugün Ünseli) köyünden olan bir aileden dünyaya geldi. Kendi anlatımına göre bir Türkmen köyünde tek Kürt ailenin çocuğu olarak doğup büyüyen Yaşar Kemal, evde sadece Kürtçe köyde ise Türkçe konuşurdu.

Ailesi, Birinci Dünya Savaşı’ndan dolayı Adana’nın Osmaniye ilçesine bağlı Hemite (bugün Gökçedam) köyüne yerleşti. Beş yaşındayken, babasının camide öldürülüşüne tanık oldu.

Orta okul döneminde çeşitli işlerde çalıştı. Kuzucuoğlu Pamuk Üretme Çiftliği’nde ırgat kâtipliği (1941), Adana Halkevi Ramazanoğlu kitaplığında memurluk (1942), Zirai Mücadele’de ırgatbaşlığı, daha sonra Kadirli’nin Bahçe köyünde öğretmen vekilliği (1941-42), pamuk tarlalarında, batozlarda ırgatlık, traktör sürücülüğü, çeltik tarlalarında kontrolörlük yaptı.

1978 yılındaki yaptığı bir söyleşide sanat çalışmalarına ilkokula başlamadan önce şiirle işe koyulduğunu ve okula başladığında “yaşlı halk şairleriyle çakıştığını” anımsadığını belirtti.İlkokulun son sınıfındayken arkadaşı Aşık Mecit, çok iyi saz çalarken kendisi annesinden ötürü sazı “berbat” çalmaktaydı. Bunun nedenini şu sözlerle dile getirdi:

“Benim saz çalamamamın sebebi var, anam aşık olacağım da diyar diyar dolaşacağım diye saza, aşıklığa düşman olmuştu. Onun tek çocuğuydum ve gözünden ayırmıyordu beni.

Okulda, düğünlerde bayramlarda beni hep Aşık Mecitle çakıştırırlardı. Aşık Mecitle Kadirlide bir kahvede bir gece sabaha kadar çakıştığımı şimdi iyice anımsıyorum.”

Ortaokuldan ayrıldıktan sonra folklor derlemelerine başladı ve 1940-1941 yılları arasında Çukurovadan ile Toroslardan derlediği ağıtları içeren ilk kitabı olan Ağıtlar, Adana Halkevi tarafından 1943 yılında yayınladı. 1944 yılında ilk hikâyesi Pis Hikâye’yi yayınladı. Bunu, Kayseri’de askerlik yaparken yazmıştı. Bebek, Dükkâncı, Memet ile Memet öyküleri 1950’lerde yayımlandı.

Kemal Sadık Göğceli adı ile çeşitli yayımlarda yazarken Yaşar Kemal adını Cumhuriyet gazetesine girince kullanmaya başladı. 1952 yılında yayımlanan ilk öykü kitabı olan Sarı Sıcak’ta da yer alan Bebek öyküsü burada tefrika edildi.

1947’de İnce Memed’i yazdı fakat yarım bıraktı ve 1953-54’te bitirdi. Romanı yazma nedeni eşkiya olan ve dağda vurulan amcasının oğlunun vurulması olduğunu 1987 yılındaki bir söyleşisinde belirtti. Ayrıca aynı söyleşide, çocukluğunun eşkiyalığın içinde geçtiğini, dayısının “en büyük” eşkiyalardan biri olduğunu, o çevrede 1936’lara kadar beş yüze yakın eşkiya bulunduğunu ve bunlardan birinin de Kurtuluş Savaşı’nda Kadirli’yi ilk örgütleyenlerden olan Karamüftüoğlu ailesinden ünlü Remzi Bey olduğunu söyledi. Remzi Bey’in kendisine, ilk İnce Memed hikayesinde
“Çakırdikeni” diye yer alan diken hikâyesini anlattı ve Yaşar Kemal’le “eşkıyalığın felsefesini” yaptı.

Yaşar Kemal’in dünyada ilk kez yayımlanan eseri, Bebek öyküsüdür ve önce Fransızcaya, sonra İngilizceye, İtalyancaya, Rusçaya, Romenceye ve diğer dillere çevrildi.

17 yaşından bu yana sosyalist politikanın içindedir. 1961 Anayasası’ndan sonra kurulan Türkiye İşçi Partisi’ne 1962’de katıldı. Emekçi sınıfının tamamen yönetime gelmesini isteyen Kemal, TİP’te sekiz yıl çalıştı ve yöneticilerden biriydi. 1987’deki bir söyleşisinde Türkiye’de bir Marksist partiye ihtiyaç olduğunu belirtmiştir. Aynı söyleşideki “Nasıl bir sol modelden yanasınız?” sorusuna, şu cevabı vermiştir:

“Her ülke sosyalist modelini kendisi kurar. Sovyetlerin 70 yıldır yaşama geçmiş modelini kabul edemeyiz. Yüzde yüz bağımsızlıktır sosyalizm. Kişi bağımsızlığı, ülke bağımsızlığı, politik bağımsızlık, ekonomik bağımsızlık, özellikle de kültürel bağımsızlık… Sosyalizmin başka bir anlamı yok benim için. Bu çağa gelinceye kadar kültürler birbirlerini beslemişlerdir, yok etmemişlerdir. Oysa çağımızda, kültürler kültürleri yok etmek için, bilinçli olarak kullanılmışlardır, emperyalistler tarafından. Benim için dünya bin çiçekli bir kültür bahçesidir; bir çiçeğin bile yok olmasını, dünya için büyük bir kayıp sayarım.”

TİP’ten ayrılan yazar, nedenini partinin niteliğini yitirmesine, bürokratların eline geçmesine ve emekçilerden kopmasına bağladı. Sovyetler Birliği çökmesinin, sosyalizmin de çökmesi değil, tam tersine dünya sosyalizminin zaferi olduğunu 1993’teki bir söyleşisinde dile getirmiştir.

Eserleri

Öykü
Sarı Sıcak, İst.: Varlık, 1952
Bütün Hikâyeler, İst.: Cem, 1975.

Roman
İnce Memed, I. Cilt, İst., 1955
Teneke, İst.: Varlık, 1955
Orta Direk, İst.: Remzi, 1960
Yer Demir Gök Bakır, İst.: Güven, 1963
Ölmez Otu, İst.: Ant, 1968
İnce Memed, II. Cilt, İst., 1969
Akçasazın Ağaları / Demirciler Çarşısı Cinayeti, İst.: Cem, 1974
Akçasazın Ağaları / Yusufcuk Yusuf, İst.: Cem, 1975
Yılanı Öldürseler, İst.: Cem, 1976
Al Gözüm Seyreyle Salih, İst.: Cem, 1976
Kuşlar da Gitti, (uzun öykü) İst.: Milliyet, 1978
Deniz Küstü, İst.: Milliyet, 1978
Yağmurcuk Kuşu / Kimsecik I, İst.: Toros, 1980
Hüyükteki Nar Ağacı, İst.: Toros, 1982
İnce Memed, III. Cilt, İst., 1984
Kale Kapısı / Kimsecik II, İst.: Toros, 1985
İnce Memed, IV. Cilt, 1987
Kanın Sesi / Kimsecik III, İst.: Toros, 1991
Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana / Bir Ada Hikayesi I, İst.: Adam, 1997
Karıncanın Su İçtiği / Bir Ada Hikayesi II, İst.: Adam, 2002
Tanyeri Horozları / Bir Ada Hikayesi III, İst.: Adam, 2002
Çıplak Deniz Çıplak Ada / Bir Ada Hikayesi IV, İst.: YKY, 2012
Tek Kanatlı Bir Kuş, İst.: YKY, 2013.

Çocuk Romanı
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca, İst.: Cem, 1977.

Çeviri
Ayışığı Kuyumcuları (A. Vidalie; Thilda Kemal ile), İst.: Adam, 1977.

Röportaj
Yanan Ormanlarda 50 Gün, İst.: Türkiye Ormancılar Cemiyeti, 1955
Çukurova Yana Yana, İst.: Yeditepe, 1955
Peribacaları, İst.: Varlık, 1957
Bu Diyar Baştan Başa, İst.: Cem, 1971
Bir Bulut Kaynıyor, İst.: Cem, 1974
Allahın Askerleri, İst.: Milliyet, 1978
Röportaj Yazarlığında 60 Yıl, İst.: YKY, 2011
Çocuklar İnsandır, İst.: YKY, 2013.

Deneme-Derleme
Ağıtlar, Adana: Halkevi, 1943
Taş Çatlasa, İst.: Ataç, 1961
Baldaki Tuz, (1959-74 gazete yazıları) İst.: Cem, 1974
Gökyüzü Mavi Kaldı, (halk edebiyatından seçmeler, S. Eyüboğlu ile)
Ağacın Çürüğü: Yazılar – Konuşmalar, (der. Alpay Kabacalı) İst.: Milliyet, 1980
Yayımlanmamış 10 Ağıt, İst.: Anadolu Sanat, 1985
Sarı Defterdekiler: Folklor Derlemeleri, (haz. Alpay Kabacalı) İst.: YKY, 1997
Ustadır Arı, İst.: Can, 1995
Zulmün Artsın, İst.: Can, 1995
Binbir Çiçekli Bahçe, İst.: YKY, 2009.

Destansı roman
Üç Anadolu Efsanesi, İst.: Ararat, 1967
Ağrıdağı Efsanesi, İst.: Cem, 1970
Binboğalar Efsanesi, İst.: Cem, 1971
Çakırcalı Efe, İst.: Ararat, 1972.

Şiir
Bugünlere Bahar İndi, İst.: YKY, 2010.

Ödülleri
1955 Gazeteciler Cemiyeti Başarı Armağanı (“Dünyanın En Büyük Çiftliğinde Yedi Gün”
adlı röportaj dizisi ile)
1956 Varlık Roman Armağanı (İnce Memed ile)
1966 İlhan İskender Armağanı (Teneke’den aynı adla uyarlanan oyunu ile)
1966 Uluslararası Nancy Tiyatro Festivali Birincilik Ödülü (“Yer Demir Gök Bakır”
romanından Nihat Asyalı’nın sahneye uyarladığı, Yılmaz Onay’ın sahneye koyduğu “Uzun
Dere” oyunu ile. Türkiye ödülü, Brezilya ile paylaştı.)[13]
1974 Madaralı Roman Armağanı (Demirciler Çarşısı Cinayeti ile)
1977 Fransa Eleştirmenler Sendikası En İyi Yabancı Roman Ödülü (Yer Demir Gök Bakır
ile)
1978 Fransa’da En İyi Yabancı Kitap Ödülü (Ölmez Otu ile)
1979 Fransa “Büyük Jüri” En İyi Kitap Ödülü (Binboğalar Efsanesi ile)
1982 Uluslararası Cino Del Duca Ödülü
1984 Fransız Legion d’Honneur Ödülü Commandeur payesi
1984 TÜYAP Kitap Fuarı Halk Ödülü
1985 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü
1986 Orhan Kemal Roman Ödülü (Kale Kapısı ile)
1988 TÜYAP Kitap Fuarı Halk Ödülü
1988 Fransa Kültür Bakanlığı Commandeur des Arts et des Lettres Nişanı
1991 Fransa Strasbourg Üniversitesi Onur Doktorası
1992 11. TÜYAP Kitap Fuarı Onur Yazarı
1992 Antalya Akdeniz Üniversitesi Onur Doktorası
1993 Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü
1994 Mülkiyeliler Birliği Rüştü Koray Armağanı
1995 Morgenavissen Jylaand-Pösten Ödülü (Danimarka)
1996 Türkiye Yayıncılar Birliği Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü[14]
1996 Kanın Sesi ile Akdeniz Yabancı Kitap Ödülü (Perpignan, Fransa)
1996 VIII Katalunya Uluslararası Ödülü (Barcelona, İspanya)
1996 Lillian Hellman/Dashiell Hammett Baskıya Karşı Cesaret Ödülü, İnsan Hakları
İhlallerini İzleme Örgütü,(New York)
1997 Toplu eserleri için Premio Internazionale Nonino Ödülü, İtalya
1997 Kenne Vakfı Düşünce ve Söz Özgürlüğü Ödülü (Uppsala, İsveç)
1997 Norveç Yazarlar Birliği ödülü, Wole Soyinka ile ortak
1997 Frankfurt Kitap Fuarı Alman Yayıncalar Birliği Ödülü
1998 Frei Üniversitesi Berlin Fahri Doktora
1998 Bordeaux Yayıncılar Birliği Yabancı Edebiyat Ödülü
2002 Bilkent Üniversitesi Fahri Doktora
2003 Z. Homerus Şiir Ödülü
2003 Savanos Ödülü (Selanik)
2003 Türkiye Yayıncılar Birliği Yayıncılık Emek Ödülü.
2008 Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük ödülü
2009 Çukurova Üniversitesi, Fahri Doktora
2011 Légion d’honneur
2013 Krikor Naregatsi Nişanı

Kaynak : Sözcü Gazetesi

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

Eğitim İş İstanbul 1 Nolu Şube 7. Olağan Genel Kurul İlanı

14 Mayıs 2024

Eğitim İş İstanbul 1 Nolu Şube 7. Olağan Genel Kurulu; 31 Mayıs 2024 Cuma günü Saat: 12.00-16.30 saatleri arasında Bakırköy Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi salonunda, çoğunluk sağlanamadığı taktirde 1 Haziran 2024 Cumartesi günü Saat: 12.00-16.30 arası Bakırköy Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi salonunda aşağıdaki gündem maddeleri ile yapılacaktır.

EĞİTİM İŞ İSTANBUL 1 NOLU ŞUBE

YÖNETİM KURULU

  1. Yoklama ve açılış
  2. Saygı duruşu ve İstiklâl Marşı
  3. Divanın oluşturulması,
  4. Divanın gündemi okuması ve oylanması
  5. Açılış konuşması, (Genel Başkan, Şube Başkanı, İl ve ilçe temsilcisi)
  6. Gerekli komisyonların oluşturulması,
  7. Yönetim ve denetleme kurulları raporlarının okunması, görüşülmesi ve aklanması,
  8. Disiplin Kurulu raporunun okunması, görüşülmesi,
  9. Çalışma programı ve bütçenin görüşülerek karara bağlanması,
  10. Yeni seçilecek organlara adayların belirlenmesi,
  11. Adayların konuşmaları.
  12. Seçimler
  13. Dilek ve temenniler,

DEVAMI

MEB ELİYLE YASAL ÇOCUK İŞÇİLİK

12 Ocak 2022

Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) bağlı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğünün ilgili kurumlara gönderdiği karara göre, 2021-2022 döneminden itibaren ülke genelinde çok sayıda mesleki ve teknik Anadolu lisesi (MTAL) bünyesinde mesleki eğitim merkezi (MESEM) açılacak. 

Kararda, “Mesleki ve teknik ortaöğretim okullarında kayıtlı öğrencilerden; doğrudan, yıl sonu başarı puanıyla veya sorumlu olarak sınıf geçemeyenlerle devamsızlık nedeniyle başarısız sayılanlardan öğrenim hakkını tamamlayanlar ile öğrenim süresi içinde ikinci defa sınıf tekrarı durumuna düşen veya hali hazırda devamsız olan öğrencilerden mesleki eğitim merkezi programına kayıt yaptırmak isteyenlerin kayıt işlemlerinin yapılabilmesi için MEB tarafından yapılan değerlendirme sonucunda, 2021-2022 eğitim-öğretim yılından itibaren; bazı mesleki ve teknik ortaöğretim okullarının bünyesinde okul/program türü açılması uygun bulunmuştur.

Bu Kararların ardından; İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından acele ve günlü olarak, Meslek Liselerine gönderilen yazı ile, 31 Aralık tarihine kadar MESEM lere öğrenci kaydı yapılması, okulların bulunduğu ilçe ve semtlerde öğretmenlerin, koordinatörlük görevlerini bırakarak esnafları gezmeleri ve bilgi toplamaları istenmiştir. Okul Müdürleri bunu kendilerine kutsal görev kabul ederek, örgün eğitimdeki tüm sınıflara MESEM’i cazip gösteren konuşmalarla, veliler okullara davet edilmişlerdir.

MESEM  programı her ne kadar, devamsızlıktan başarısız sayılanlar, sınıf geçemeyerek öğrenim hakkını tamamlayanlar için gibi gözükse de, mevcut durumda, örgün eğitimdeki tüm öğrencilere seçenek olarak gösterilmiştir. (Kayıtlar 31/12/2021 tarihinde son buldu. Ancak son gelen yazı ile beraber 04.02.2022 tarihine kadar kayıtlar uzatıldı.  Bu tarihe kadar kayıt yaptıran öğrenciler 2021-2022 öğretim yılı öğrencisi sayılacak.)

Önümüzdeki yıldan itibaren, kararın yasallaşması nedeniyle, 8.sınıftan itibaren öğrenci ve velilere de 4 gün işyerine gidip 1 gün okul gelerek hem diploma alacakları hem de asgari ücretin %30 kadar ücret alacakları anlatılarak geçim derdine düşen ailelere ve onların çocuklarına MESEM güzellemeleri yapılacağı aşikardır. Meslek Lisesi öğrenci ve veli  profiline baktığımızda, “Meslek Lisesi Diploması” yanında, asgari ücretin üçte biri oranında ücret alacağının söylenmesinin cazip gelmemesi düşünülemez. Bu durumda Mesleki Teknik Anadolu Liseleri’nin (MTAL) Mesleki Eğitim Merkezleri’ne dönüşmesi kaçınılmaz olacaktır.

Ayrıca MESEM’in yaygınlaştırma tanıtımında; “Erken yaşta sigortanız yapılıyor”, “Fabrikaya okul kuruyoruz”, “ Genç işsizliği önlüyoruz “ gibi popülist yaklaşımlar gerçeği yansıtmamaktadır. Gerçek; devlet eliyle çocuk işçiliğinin yasal hale getirilmesi, çocukların ellerinden geleceklerinin, hayallerinin ,çocukluklarının ellerinden alınarak sermayeye ücretsiz işgücü sağlama diplomalı itaatkar köle toplum inşa etme düşüncesidir.

Mevcut yasalara dayanarak, çocuğun eğitime okulda devam ettiği algısı ile, ” 4 gün işyerinde meslek eğitimi” gibi gösterilmesi bir aldatmacadan ibarettir. 15 yaş öğrencisi, işverenin insafına terk edilmiş olacaktır. Çocuğun temel haklarına erişmesi gibi yüksek yararı gözetilmesi gerekirken, sosyolojik, psikolojik, sistematik hiç bir alt yapısı bulunmayan bir yapbozun içine bugün ve gelecekteki meslek lisesi örgün öğrencileri atılmak istenmektedir. Eğitim süreklilik içeren bir olgudur. Bir eğitim modelini oluştururken eğitim metotlarının, hangi koşullarda yararlı olmadığının tanımlanması ve tanımlanan koşullarda neler yaparak eğitimin doğru amaca ulaşabileceğinin sorgulanması gerekir. Eğitim sermayenin ihtiyaçlarına göre düzenlenemez. Çocuk, özgürlüğe doğru eğitim aracılığıyla ulaşır. Oysa yapılmak istenen çocuğu özgürleştirmek değil köleleştirmektir. 

Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ve MESEM programı ve kurum yapısına bakıldığında, bu kararların başka planlar içerdiğini anlamak zor değildir.

Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi Makine ve  Tasarım  Teknolojileri Mesleki Eğitim Merkezi   Makine Teknolojisi Alanı  
Bilgisayarlı Makine İmalatı Endüstriyel Kalıp Makine Bakım Onarım Bilgisayar Destekli Makine Ressamlığı Bilgisayar Destekli Endüstriyel Modelleme Tıbbi Cihaz Üretimi Endüstriyel Ürünler Tasarımı Değirmencilik Savunma Mekanik Sistemleri Mikromekanik Bilgisayarlı Makine İmalatı Dalı Endüstriyel Kalıp Dalı Makine Bakım Onarım Dalı Bilgisayar Destekli Makine Ressamlığı Dalı Mermer İşleme Dalı Bilgisayar Destekli Endüstriyel Modelleme Dalı Değirmencilik Dalı Anahtarcılık Ve Çilingirlik Dalı Saat Tamirciliği Dalı
        9.sınıf (örnek) kültür dersi   :  30 saat meslek dersi :  11 saat 10.sınıf 28saat 14saat 11.sınıf 16saat 17saat 12.sınıf 11saat 24saat        9.sınıf(örnek) kültür dersi   :   6 saat meslek dersi  :  2 saat 10.sınıf 6 saat 4 saat 11.sınıf 3 saat 7 saat 12.sınıf 2 saat 8 saat
  Seçmeli dersler  2 saat   –   9saat   7saat   Seçmeli dersler 2 saat   –   –   –
  12.sınıftan itibaren 3 gün işletme 1gün okul   9- 12 . sınıfa kadar 4 gün işletmede 1 gün okul
Akademik destek 12. Sınıfta 31 saat Akademik destek yok.

Program açısından değerlendirme yapıldığında,

  • MTAL öğrencisinin öğrencisi örneğin 9. Sınıfta 30 saat kültür dersi almasına karşın, MESEM öğrencisi sadece 6 saat kültür dersi alacaktır. 10-11-12.sınıfta alacağı toplam kültür dersi saati, diploma programına giden öğrenci için; meslek lisesinde okuyan akranlarının dörtte birinden az olacaktır. Öğrenci eşit düzeyde eğitime kavuşamadığı için, akranlarıyla arasında kültürel açıdan büyük farklılıklar görülecektir.  Akademik dersler öğrencinin salt kültürel bilgisini zenginleştirmekle kalmayıp, öğrencinin ders süresi içinde akranlarıyla paylaşma, etkileşim, işbirliği, diyalog becerisini de yükseltir. Kültür dersi sayılarının ve çeşitlerinin asgari düzeye indirilmesi öğrencinin kültürel anlamda kısırlaştırılması demektir. Akran ve öğretmeni ile etkileşimin yok denecek kadar az olması, öğrencinin eğitsel ve psikolojik açıdan kendi başına terk edilmesi anlamına gelir. Sadece akranlarıyla etkileşimde olması açısından değil, akademik eğitimine yüksek okul , üniversite bazında  devam etme hedef ve hayali neredeyse  elinden alınmış olacaktır.
  • Meslek dersleri eğitimi MTAL de 9. Sınıfta 11 saat, MESEM ‘de 2 saat olarak planlanıştır. 10-11- 12. Sınıf düzeylerinde de meslek dersi saatleri, MESEM’ de yok denecek kadar azdır. Kültürel derslerinin yanında meslek dersleri eğitiminden de yoksun olması çocukların,  ücretlerinin devlet tarafından ödendiği işverenlerin ücretli kölesi olma durumundan ileriye gidemeyecektir. Öğrencilerin işi teknik bilgileri ile birlikte iş başında, mesleki ve teknik yeterliği olan bir öğretmenden alması ile, 4 gün boyunca, ustasının insafına bırakılması nasıl aynı kefeye konabilir. Alt yapısı ve dinamiği yıllar içinde çözmüş gelişmiş ülke modellerine öykünerek, işi, işte öğrensin mantığı, ülkemiz eğitim sistemi içinde hiçbir temele oturmamaktadır. Hali hazırda  İş yerlerinde, mesleki yetkinliği diploma yolu ile değil,  alaylı edinen bir çok usta öğretici olduğu düşünülürse, öğrencinin iş becerisi edinirken, hiçbir eğitim modeline göre yetiştirilmeyeceği çok açıktır. MESEM ‘lere öğrenci kaydı yapılmaya çalışmanın amacı, sadece işi öğrensin, kültürel bir birikimi olmasın, bize verilenle yetinen, sermayeye ucuz insan gücü yani ücretli köle yetişsin mantığıdır.
  • Örgün eğitim içindeki alanların bazı alt dallarının MESEM’ de olmaması tercih kısıtlamasına neden olacaktır. Şüphesiz iş kollarının hepsinin aynı düzeyde ve seviyede olması beklenemez. Ancak MESEM örgün eğitim dışında kalmış, eğitimini tamamlayamamış, meslek belgesi edinmek isteyen yetişkinlere göredir. Gelecek hedef ve hayalleri olan ya da olmasa bile bu hayali kurmasına bile izin vermeden, gasp edilecek olan 15 yaş örgün öğrencisine göre değildir.
  • Meslekle ilgili hazır bulunuşluk düzeyi olmayan bir çocuğun, işi iş yerinde sadece meslek yeterliliği olan birinden öğrenilmeye mecbur bırakılması, çocuğun köleleştirilmesini doğurur. Akranlarından uzakta, meslek bilgi ve tecrübesi olmayan, sadece emek yoğun bir programla, yaşının, bedeninin ve psikolojik durumunun kaldıramayacağı bir yükün altına ezilmesinden başka bir şey değildir.
  • Bu alanlarda nitelikli ara eleman yetiştirmek için eğitim almış teknik öğretmenler bu programın neresindedir? Öğretmen bu programı verecek yeterlikte değilse, neden öğretmenlerin eğitimine pay ayrılarak, sistem buradan düzenlenmeye başlanmamış, sil baştan ve sonuçlarının en çok çocukları etkileyeceği ve sağlam bir temele oturtulmamış bir program yürürlüğe girmektedir.

MESEM’lerin yaygınlaşması toplum açısından da bir çok olumsuzluğu beraberinde getirecektir.

  • Eğitimle kültür arasında karşılıklı bir etkileşim vardır. Eğitim, bir toplumun var oluşunu ve ilerleyişini güvenceye almak amacıyla bilgi, beceri, düşünce ve davranış kalıplarının aktarılması sürecidir. Bilimsel sistematiğin ön planda tutulduğu toplumlarda eğitim, kişinin ve toplumun yaşamını değiştirebilmesinde büyük rol oynar. Eğitimin öneminin farkında olan iktidar tarafından, eğitim sisteminin siyasal-ideolojik hedeflerine uygun olarak, biçimlendirmeye çalışıldığını görüyoruz.  Mesem’ lerin yaygınlaştırılmaya çalışılması ile  “köle nesil” yetiştirmeyi hedefleyen iktidar, hedefini daha da büyüterek, bilinçli ve programlı bir şekilde eğitim müfredatını 4+4 haline getirmeye çalışmaktadır.( hatta ikinci 4 yıllık eğitimin zorunlu olmasından rahatsızdır. Bunu hafızlık eğitimleri ile delmiştir.) Sorgulamayan, sadece karnını doyurmaya çalışan yoksul bir halk yaratılmaya çalışılmaktadır. Yoksullaştırılan emekçi halkın çocukları, işçiliğe özendirilecek, yoksullaşan halk, çocuğunun eve katkı sunmasına sıcak bakacak, İktidar tarafından sermayeye bu çocukların ücretleri ödeniyor mantığı altında kamu kaynakları aktarılacak, toplumda çocuk işçiliği emek sömürüsü yaygınlaşacak, çocukları eğitimin dışına itilmiş bilinçsiz, eğitimsiz bir toplum oluşturulacaktır. 15-17 yaş grubunun sömürüye karşı daha savunmasız olması nedeniyle, toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri daha da görünür olacaktır.

Çocuk işçilerin asgari ücretin altında bir ücretle çalıştırılması, bu ücretin ve sigorta giderlerinin devlet tarafından karşılanması, sermayeyi çırak çalıştırmanın emek maliyeti sıfır olmasından dolayı buna yöneltecek,  iş yerlerinde çalıştıracağı ücretli personel sayısını azaltma yoluna gidecektir. Bu durum ülkemizde zaten oldukça yüksek olan işsizlik oranının daha da artmasına neden olacaktır.

MESEM’ cazip gösterilerek kayıt yaptırılan çocuklar açısından durum şüphesiz daha vahimdir.

  • Çocukların MTAL programı ile meslek lisesi diploması edinmesi ile, MESEM programından meslek lisesi diploması alan çocuk hayata karşı 1 -0 yenik başlayacaktır. Kültürel eksikliklerin yanında, psiko-sosyal açıdan çevresine karşı kimlik kargaşası yaşayan, erken olgunlaşmış ve yorulmuş bireyler olacaklardır. Okuldan kaçarak işyerlerine gitmesi ve para kazanması cazip gelen çocuklar, bu yükün altında bedenen ve ruhen yenik düşeceklerdir. Bilimsel açıdan 15-17 yaş arasındaki bir çocuğun en fazla 2 saat herhangi bir işyerinde çalışması uygundur. Ayrıca yine bilim; çalışacağı işin, hafif düzeyde bir iş olması gerektiğini de belirtir. Oysa MESEM programında çocuk 4 gün ve günde 8 saat veya daha fazla çalışmak zorunda bırakılacaktır.

İş yerinde risk altındaki çocuklar, çevresindeki yetişkinlerin dünyasına ait olacaklardır. Bu yaş grubunun kendi yaşıtları ile vakit geçirme,   yaşına uygun sosyal faaliyet ve alanlardan kendini beslemesi ve hayata hazırlanması gerekirken iş hayatı sorumluluğu omuzlarına taşıyamayacağı yükler yükleyecektir. Hayata erken atılmak zorunda bırakılan bu çocuklar fiziksel ve psikolojik açıdan hasarlı toplum bireyleri haline geleceklerdir. 

Ekonomik olarak sömüren, tehlikeli işleri yapmaya mecbur kalacaklar, yetişkinlere oranla bilgi ve deneyimleri az olan çocuklar iş kazası meslek hastalığı gibi olumsuz durumlar karşısında daha fazla risk altında olacaklardır.

Çocuğun Eğitim hakkı, İnsani şartlarda yaşam hakkı, İstismar ve ihmalden korunma hakkı, Ekonomik sömürüden korunma hakkı vardır.  Bugün, Meslek Liselerinin MESEM’e dönüştürülmeye çalışarak başlanan bu çocuk hakları ihlaline dur demezsek,  yarın müdahale edilmesi daha zor bir hale gelecektir.

Meslek liselerinden MESEM ‘ e kaydırılan bu çocuklar ve gençler büyük bir eğitimsizlik girdabı ile karşı karşıya kalacaklar. Bunun sonucunda ; üretken biçimde çalışamaz, sağlıklarına ve bedenlerine özen gösteremez, kendilerini gereği gibi koruyamaz ve kültürel açıdan zengin bir yaşam sürdüremez olacaklardır.

  • Sistem tarafından,  eğitimsiz yetişkinleri belgelendirmek amacıyla kurulması kararlaştırılan Mesleki eğitim Merkezleri anlaşılan o ki, devlete yük gelmeye başlamıştır. Toplumda eğitimsiz kimse kalmasın başlığıyla açılan bu kurumlar, toplumda az eğitilen bireyler için yeniden yapılandırılmak istenmektedir. Mesleki Eğitim Merkezlerinde çok az sayıda öğrenci kaydı olması ancak bu kurumlar için kadro oluşturulmasının devlete maliyeti de düşünülerek, az öğretmen, çok öğrenci, özel sektöre aktarılan kaynaklar şeklinde çözülmeye çalışılmaktadır. Öğretmen devlete yük görülmekte, ama kamu kaynakların özel sektöre aktarılması için kararlar meclisten kolayca çıkmaktadır.
  • Bu dönüşümle bir çok öğretmen okullarında norm fazlasına dönüşecektir. (okulların öğretmen ihtiyacı ciddi bir şekilde azalacak)

Öğretmenlerin büyük çoğunluğu bir şekilde mağduriyet yaşayacaktır. Norm fazlası olmaları nedeniyle, başka okullara veya bölgeye atanma sorunu ile karşı karşıya kalacaklar.

Genel bir değerlendirme ile;

Meslek Liseleri bünyesine MESEM açılması teklifi ve yapılan düzenlemeler, 2016 yılından itibaren yasalaşmaya başlamıştır. Çıraklık eğitimini zorunlu eğitim kapsamına alarak , bu eğitimin verildiği kurumlar Mesleki Eğitim Merkezi haline getirilmiş ve bu kurumların statüsü diğer ortaöğretim kurumlarının seviyesine çıkartılmıştır. 14.08.2020 tarihli Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü Mesleki Eğitim Merkezi Diploma Telafi Programı konulu yazısıyla “Mesleki Eğitim Merkezleri Haftalık Ders Çizelgesi ve Diploma Programı” yayınlanmış ve 2019-2020 eğitim öğretim yılından itibaren mesleki eğitim merkezlerinde diploma programı kademeli olarak uygulamaya başlanmıştır. Organize Sanayi Bölgelerinin yönetimlerine, özel mesleki eğitim merkezleri açma hakkı verilmiş, ayrıca özel sektör tarafından açılacak olan bu kurumlara devlet teşviği verileceği açıklanmıştır.  Kamu kaynaklarının, kamu okulları yerine sermayeye aktarımı için yeni bir alan oluşturmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır.

Bu hazırlıklar; yoksul çaresiz çocuklar,  ebeveynlerin eğitim ve gelir durumu dikkate alındığında aslında yoksullaştırılan halka dayatılan, sermaye için ucuz işgücü, iktidar için ise köleleşmiş kitle yaratmanın adımlarıdır.

MESEM ’lerin yaygınlaşması ile

  • Örgün eğitim dışına itilmiş, yarınlarına yabancılaşmış, eğitimsiz, haklarını bilmeyen, kültürel açıdan eksik, kendine dayatılan hayatı kabullenen genç kitle oluşacağı,
  • Yoksullaştırılan halkın çocukları açısından zorunlu eğitimin 8 yıla ineceği,
  • Türkiye’de “çırak” adı altında milyonlarca çocuğun ciddi bir emek sömürüsüne maruz kalacağı,
  • 18 yaş altı çocukların çalıştırılmasının yasal hale geleceği,
  • Patronlara ücreti devlet tarafından ödenen çocukların ücretsiz insan kaynağı olarak sunulacağı ve hakkını aramak konusunda bir yetişkin gibi davranamayacak bir işçi ordusu yetiştirilmek istendiği anlaşılmaktadır.

MEB’in  eğitime piyasacı bakış açısı, yoksullaştırılan halkın çocuklarını, çocuk işçi olmaya özendirmesi, siyasi gelecek için  köle kitle oluşturma çabası, yoksullaştırılan emekçi sınıfının çocuklarının sermayeye yem yapması kabul edilemez. Devletin görevi çocuk işçiliğini yasalaştırmak değil, çocukların örgün eğitimde kalmaları ilgi, yetenek ve tercihlerine uygun, her bireyin ulaşabileceği, parasız, laik, bilimsel, eşit eğitim vermek ve insan onuruna yaraşır bir gelecek imkânı sağlamaktır.

Öncelikle ülkenin mesleki eğitim ihtiyaçlarının çıkarılması, var olan meslek okullarındaki eğitim sistemlerinin incelenmesi, dünyadaki mesleki eğitim sistemleri ve eğitim modellerinin incelenmesi, doğru eşleştirme analizlerinin yapılması ve mesleğin sahibi öğretmenlere ve onların temsilcisi olan sendikalara sunularak fikirlerinin alınması, bir yol haritası çıkarılarak oldu bittiye getirilmemesi gerekmektedir.  

Eğitim ve çocuklarımız yapboz tahtasının bir parçası değildir. Özgürlük eğitimle kazanılır. Özgür, haklarını bilen istediği mesleğe ve eğitime ulaşabilen çocukların yarınları ve onların hedefleri için mücadele etmek sorumluluğumuzdur.

DEVAMI

Başkanımız

baskan
Gül İNCE CANIÇEVİK
Şube Başkanı

Etkinlik Takvimi

Foto Galeri

  • GENÇLİĞİN ATASINA ÖZLEMİ
  • MAKSUT BALMUK’UN GÖREVDEN ALINMASINI PROTESTO ETTİK
  • İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ARAŞTIRMA GÖREVLİLERİNE DESTEK VERDİK
  • FERHAN ŞEYSOY’UN FERHANGİ ŞEYLER OYUNUNDAYDIK

Videolar

  • 24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ FİLMİ
  • Eğitim İş 10. Yıl Filmi
  • KURULUŞUMUZUN 9. YILINI KUTLUYORUZ
  • Eğitim-İş Sinevizyon Şubat – 2013